İçimizdeki Şeytan

Processed with VSCOcamİş arkadaşımla birbirimize kitap tavsiyeleri verdiğimiz bir sohbet esnasında; Kadıköy’de üç haftada bir toplanılıp ortak bir kitap üzerinden edebiyat söyleşilerinin yapıldığı bir kitap kulübü olduğunu öğrendim. Arkadaşımla beraber bir sonraki toplantıya katılmayı çok istedim ancak ilerleyen zamanlarda iş güç nedeniyle dahil olamayacağımız anlaşıldı. Gidemeyeceğimizi bildiğimiz halde telefondan hiç olmazsa okunulacak kitabın adını öğrenelim dedik. Katılamayacağımız bir sonraki toplantıda Sabahattin Ali’nin İçimizdeki Şeytan adlı kitabı hakkında konuşulacaktı. Adını hep duyduğum ama hiçbir kitabını henüz okumadığım Sabahattin Ali ile böyle tanıştım.

İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali’nin Kuyucaklı Yusuf’tan sonra kaleme aldığı ikinci romanı. Kitaba başlamadan önce cumhuriyetin ilk yıllarındaki roman anlayışı ile ilgili kafamda bir takım kalıplar mevcuttu. Fazla romantik olduklarını düşünürdüm mesela.  İlk önce büyük bir merakla Sabahattin Ali hakkında bilgi topladım. Gördüm ki yanılmıyordum ama eksiktim. Kendisi aynı zamanda realist ve muhalifti.

25 Şubat 1907’de şu an Bulgaristan sınırları içinde yer alan Gümülcine’de doğar. Yozgat’ta öğretmen olarak çalıştığı bir yılın sonunda Almanya’ya giderek iki yıl eğitimine devam eder. Sonra Türkiye’ye dönerek Anadolu’nun çeşitli illerinde Almanca öğretmenliği, Milli Eğitim Yayın Müdürlüğü’nde memurluk ve Devlet Konservatuarı’nda dramaturgluk yapar.

Markopaşa ismiyle çıkardığı mizah dergisindeki bir yazısı nedeniyle tutuklanır ve üç ay hapis yatar. Yetmez, Milli Eğitim ile ilişiği kesilir. Hapisane sonrası onu zor bir hayat beklemektedir. Neyse ki bir süre sonra kendini Milli Eğitim’e tekrar kabul ettirir. Ancak muhalif yazılarına devam eder. Yazdıkları nedeniyle tehditler almaya başlar. Hayatına yurt dışında devam etme kararı alır ve ne yazık ki Kırklareli sınırlarına ulaştığında öldürülür. Cinayet devlet eliyle planlanmıştır. Nutkum tutulmuştu.

Bu kadar bilgi edindikten sonra içimde Selahattin Ali’ye karşı inanılmaz bir sempati ile başladım kitabı okumaya.

Romanda memleketinden ayrılıp İstanbul’da müzik eğitimine başlayan Macide ile memur olarak çalışan ama aynı zamanda yarım bıraktığı eğitimini sürdürmeye çalışan Ömer’in hızlı başlayan aşkı anlatılıyor. Kıt kanaat geçinmeye çalışan çiftin tek sorunu maddiyat değildir. Birbirine tam tamına zıt karakterleridir. Romanı farklı kılan yazarın karakterlerin psikolojik durumlarını, bilinç akışlarını ve davranışlarını aktarış biçimi. Bu yaparken ritmini koruması ve okuyucunun merakını hep canlı tutabilmesi. Vay be. Ayrıca, Sabahattin Ali’nin karakterleri analiz ederken kadın ve kadınlar üzerine yaptığı tespitler onun çağının ne kadar ilerisinde düşünen bir yazar olduğunu da gözler önüne seriyor.

Kitaptan birkaç vurucu alıntı:

“İnsanların en zayıf tarafları, sormadan, araştırmadan, düşünmeden, kafalarını patlatmadan inanmak hususundaki hayret verici temayülleridir. Dünyadaki yalancı peygamberleri yetiştirmek ve beslemek için en iyi gübre, işte bu bilmeden inanmak için çırpınan kalabalıktır.”

“İçimizde şeytan yok… İçimizde aciz var… Tembellik var… İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var…”

“İstanbul’dan ayrılmak istemiyoruz fakat senede kaç defa kütüphaneye gideriz? üç beş cadde ile bir o kadar da kahveden başka ne biliriz? fikir hayatı, fikir hayatı diyoruz… en kabadayımız bile gevezelikten başka ne konuşuyor? kahve münakaşalarıyla zihnimizi inkişaf ettirdiğimizi sanmakla pek akıllıca bir iş yaptığımıza kani değilim… bizi buraya asıl bağlayan bir alışkanlıktır… biz burada maksatsız yaşamayı ve boş beyinle dolaşmayı tatlı bir meşgale haline getirmek yolunu keşfetmişiz… hepimizi istanbul’a bağlayan sadece bu… burada insan, kafasını zerre kadar işletmeden mütefekkir bir kimse olduğuna inanmak ve buna başkalarını da inandırmak imkanına malik… bu şehrin ve buradaki muhitlerin dayanılmaz cazibesi işte bundan ibaret!…”

Son sözüm, Sabahattin Ali okumadan öleyim demeyin. Önce İçimizdeki Şeytan sonra Kürk Mantolu Madonna. Bunlarla yetinme, Kuyucaklı Yusuf ile devam edip yazarın tüm külliyatını didik didik et.

Kitabı satın almak için tıkla

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s