Kafamda Bir Tuhaflık

Kafamda_Bir_Tuhaflik

Kafamda Bir Tuhaflık, Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi’nden sonra verdiği altı yıllık aranın ardından çıkardığı son romanı.

Çoğu kitabını okumuş biri olarak edebiyat çevrelerinde azımsanamayacak bir güce erişmiş, Nobel ödülü almış, deyim yerindeyse artık şımarmış ve piyasa olmuş bir yazara dönüşmüş olabileceği şüphesiyle almıştım bu son kitabını. Hayal kırıklığı yaşama endişesiyle öncesinde okuduğum röportaj ve kitap eleştirisi yazılarına dahi mesafeli yaklaşmıştım. Ancak halihazırda okuduğum kitabı bile yarım bırakmama neden olacak kadar etkileyici, içten, tüm hüsnü kuruntularımı boşa çıkaran soluksuz okuduğum bir roman olduğunu görmenin şaşırtıcı hazzını yaşıyorum şu an.

Kitabın konusuna gelince; 1960’lı yıllarda iş bulup köydeki ailesini geçindirmeyi düşleyen hem yoğurtçu hem bozacı Mustafa’nın oğlu Mevlut etrafında gelişiyor olaylar. Romanın ana karakterlerinden babası gibi, hem yoğurtçu hem bozacı Mevlut ile sokak sokak gezerek satış yaptığı bir gece yarısı tanışıyorsunuz. Daha sonra kronolojik olarak o gecenin öncesine dönüp ta çocukluğundan yetişkinliğine doğru Mevlut’un hayatını anlatıyor yazar ve birinci ağızdan konuşan tüm karakterler. Ve görüyoruz ki Mevlut’un kafasındaki dünya ile gerçek hayat çoğu zaman birbirini tutmuyor. Sıra sıra niyet ile kısmetin birbirini tutmadığı olaylar yaşanırken bir yandan İstanbul’un büyümesine, göç edenlerine, politikanın günlük hayattaki etkilerine kadar bir sürü tarihi ve gerçek olaya şahit oluyorsunuz. Kurgusal gerçeklikleri takip ederken ise, Mevlut gibi pek çok insanla tanışmış olup onların hikayelerini dinlememiş olmanın vicdani rahatsızlığı kaplıyor bir süre sonra.

Kalemim yanındayken üşenmeyip altını çizdiğim bazı cümleler şunlar:

“İnsan şehirde kalabalık içinde yalnız olabilirdi ve şehri şehir yapan şey de zaten kalabalık içinde insanın kafasındaki tuhaflığı saklayabilme imkanıydı.”

“Çünkü toplumların hayatını belirleyen önemli şeyler insanların birbirlerine benzeyen yanlarından değil benzemeyen yanlarından çıkıyordu.”

“Teğmenler Mevlut’a Kars’a yanlışlıkla düşmüş bir zengin çocuğu gibi özenle davranmaya başladılar.”

Olay örgüsü veya kafamızdaki tuhaflıkları yansıtma şekli dışında toplum olarak yaşadığımız tuhaflıkları da resmetmeyi başarmış olması “Kafamda Bir Tuhaflık”ı mutlaka okunması, üzerinde konuşulması ve paylaşılması gereken bir kitap haline getiriyor.

Orhan Pamuk’a hürmet ve teşekkürlerimle…

Kitabı satın almak için tıkla

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s